25 Mayıs 2009 Pazartesi

Pazar

At boku aromalı kahve yapmışlar . Zor da olsa hepsini içtim . Sade nescafe istemiştim sadece .

''Bugün dışarı adımımı atmam . Kıyamet kopsa yerimden kıpırdamam'' diyordum kendi kendime . Bir arkadaşım aradı ''biliyorum dün çok geç döndün ama çık bir kahve içelim'' deyince , ''problem değil iniyorum hemen'' dedim . Bu herif benim geç döndüğümü nereden biliyor diye kafama takıldı ama .

Sabaha karşı 4'te ''kalk dürüm yiyelim'' diye aramışım bunu, sonradan hatırladım . Niye o kadar geç döndüğümü sordu . Anlattım :

- Konsere girmeden çıkışta birşeyler yiyecek ve dolmuşa verecek kadar parayı ayırmıştım . Sonra nasıl olduysa ben o parayı da , kendime bile fark ettirmeden , içmişim . Çıktım tam durağa geldim bir baktım 2 tl. kalmış cebimde . Dolmuş o satte 3,6 tl . Arada muazzam bir fark var takdir edersin ki . Neyse dedim gidip bankadan çekerim . Fakat hesapta 50 ve 50'nin katları kadar para olmadığı için çekemedim . Yapacak birşey yoktu , inerim Beşiktaş'a bir bankta sabahlarım sonra otobüsle dönerim ne de olsa akbil diye sihirli bir aletim var bilyorsun . Ayrıca 7/24 bir market bulursam bir bira daha alacak param olması baya neşelendirdi beni . Yanımda kazak falan da var . Tam Marmara'nın önünden aşağı doğru ineceğim , şeytan dürttü , kredi kartından para çek diye . Ama hatırladığım kadarıyla borcunu ödemediğim için kapatmışlardı kullanıma . Umutsuzca ''bir bakayım hem zaman geçer'' dedim . 20 tl istedim , verdi . Sonra ne bileyim neşem kaçtı cebime para girince , eve döndüm . O ara aradım seni , dürüm ısmarlarım diye ...

At bokundan yapılmış kahvelerimizi içtik kalktık . Eve dönünce aklıma geldi . Gece döndüğümde su içmek için dolabı açmıştım . Bir gün önce aldığım biraları gördüm . Salak salak sırıttığımı hatırlıyorum . Sarhoşum zaten daha fazla içecek durumda değildim (bunu yazdım ama pek inanmadım , bir bira için her zaman yer vardır) ama bilmiyorum işte . Bunu o kadar kolay anlatamam . Orda olmaları bile çok güzeldi . Benim için hiç bir zaman , içelim kafayı bulalım konusu olmadı içmek . Bir gönül meselesiydi hep . Malı , mülkü hiç konu olmadı bu dünyanın benim için ama akşam eve dönerken alacağım biranın hayalini kurdum sabahtan akşama çalışırken . ''3 Tane mi alayım 4 tane mi ? Rakı alayım olmazsa , babamla ufak tefek meze de yaparız'' gibi gündüz hayallerim oldu . Gönül işi dediğim bu işte . Bu yüzden Votka-redbul reçel rafında olmalı marketlerde ...

2 yorum:

Jayne dedi ki...

si.

victor onopko dedi ki...

cok tatli , icemiyorum