14 Temmuz 2009 Salı

Sundance

Karışık kafalı insanlar . Ne yapacaklarını hiç bilmiyorlar . Ölümden korkuyorlar . Yaşamaktan korkuyorlar . Habire yeni korkular arıyorlar . Sokağa çıkıp bütün gün başlarına saracak yeni dertler ediniyorlar . Sonra eve dönüp üzülüyorlar yarın hatırlamayacakları günlük sıkıntılarına .

Yazmak şu labirentli çocuk bulmacalarına benziyor . Yazdığınız bir cümle çıkmaz sokak olunca geri dönüyorsunuz . Sonunda illaki bir yere varıyor . Kurşun kalemle çizmek en iyisi sokaklarda ilerlerken . Silmek için . Lanet labirentin tüm çıkmazlarına girdikten ve çizdikten sonra çıkışı bulmanın anlamı yok çünkü . Tek seferde başarmak lazım . En azından öyle gözükmesi gerekli .

İnsan olmaktan sıkılıyorum çoğu zaman . İnsani düşüncelere esir olmaktan . İç sıkıntılarımdan , engel olamadığım endişelerimden , hardalın bitmiş olup bunu fark etmememden ve o büyük hayal kırıklığından . Bazı seçenekleri eledim ama . Bu beni sona daha az dolambaçlı bir yoldan götürecek . Kısa bir süre öncesine kadar kafamı meşgul eden ve kalbime gelen ışığı kesen yaprakların çoğu döküldü . Daha saf bir yapım oldu evet ama daha insani değil . Daha , daha ... Tam kelimeyi bulamadım . Hayır olgunlaşma değil kesinlikle değil . Olgunlaşmak istemiyorum .Çünkü çevremdeki olgunlaşan tüm insanlar iki cam fanus arasında gidip geliyorlar . Gidip gelirken de yine cam bir fanus kullanıyorlar . Ben bankları seviyorum , şehir oturaklarını yani . Ah! evet çıplak , daha çıplak , peki güzel ... Ne diyordum ?

O gün her sabah yaptığım gibi yataktan kalkıp sehpanın üzerinde duran akşamdan kalmış bardağın dibinde , bir şey kalmış mı kalmamış mı diye baktım . Kalmamıştı . Yastığın kenarındaki kitabı alıp kütüphanedeki yerine koydum , akşam tekrar almak üzere . Buzdolabından , akşam hazırladığım ekmek arası beyaz peynir , domates ve yeşil biberi ufak bir poşete ardından da çantama koydum . İşedim , dişlerimi fırçaladım . Saçlarımı ıslattım çüknü her zamanki gibi havaya dikilmişlerdi . İşten sonra eve dönmeyi planladığım için özensiz giyindim . Ve çıktım .

Sabah kaltığım gibi içki içmeyi seviyorum . Hayır lütfen , dinleyin ilk önce . Sensin alkolik , alakası yok ! Sadece bir yudum Jack . Boğazımı ısıtması için . Yaz akşamları su gibi içtiğim , buz gibi biraların boğazımdaki tahribatını onardığına inanıyorum . Gayaben diye bir öksürük şurubu vardı , hatırlasana . Bence ondan çok daha başarılı . Kış sabahları ise tahin pekmez yerine , çünkü kilo sorunum var ve şekerden uzak durmalıyım , bir duble sıcak Jack'i mideye indirmenin ne zararı olabilir . O bulanık havayı hemen dağıtıveriyor bir bilseniz . Sonra kulaklıkları takıp başlıyorum yürümeye . Bazen dalga geçiyorum kendi kendimle , aslında her zaman . Eğer bir gün kalp masajı yapmaları gerekirse bana hiç yorulmasınlar . Cebimdeki şu küçük müzik aletini çalıştırıp kulağıma dayasınlar yeter . Şarkı bitmeden bir yere gitmem . Bazı akşamlar Radyo Eksen bokunu çıkartıp beş altı sağlam parçayı ardı ardına sıralayınca ben de evin etrafında dolaşıyorum . İçeri giremiyorum çünkü lanet binaya girince çekmiyor radyo , bende yürüyorum . Reklam çıkınca dalıyorum eve koşarak . Gerçekten , gülmeyin lütfen .

Veya gül , evet evet gül ! Çıplak bir adamım ben . Hatta karşıdan bakınca ardımı görebilirsin . Gizleyecek neyim var sanki . Gül , lütfen gül . Bu kadar güzel gülüyorken kesme . İzin ver gözlerine bakayım . Bir tek Günaydın'ım var dilimin ucunda ve o gülen yüze karşı söylemeliyim .

Günaydın .

2 yorum:

Jayne dedi ki...

hep gülüyorum, hep mutluyum... günaydın onopko.. :)

victor onopko dedi ki...

günaydın jayne :)
günaydın ..